Bayramlar Eskide Kaldı

0

Zaman ve nesil değişirken değişirken bayramlar da değişiyor galiba… Ya da farkına varmadan değiştiriliyor !!!!

Gurbettesiniz, yabancı bir ülkede yaşıyorsunuz yılda iki defa gelen dini bayramlarımız hafta sonuna denk gelince bir nebze de olsa bayram havası estiriliyordu. Artık o da değişmiş görünüyor.

Cuma gününe denk gelen Ramazan Bayramının ilk günündeyiz, muhtemelen bir çok çalışan müslüman kendisini önceden ayarlamış ve artık çifte bayram yaşayacakları günün sabahında öncelikle Bayram namazı için camileri doldurmaya başlamışlardı.

Biz de uzun yıllar yaşadığımız ancak son yıllarda sürekli iş icabı taşrada veya ülke dışında olduğumuzdan bu defa Bayramı ailece geçirmek için evimize dönmüştük.

Bayram namazımızı eda etmek için uzun yıllar hizmette bulunduğumuz Türk Kültür Merkezi’ne gittik. Dışarıda bekleyen bir çok kişi ile selamlaşıp, hal hatır sorma faslından sonra Mescit’e girdim içerideki merdivenlerden üst kata çıkarak imamın bulunduğu salona doğru ilerledim. Erken olduğu için yer müsaitti, rahatça ilerleyebiliyordum. Kürsüde Din Hizmetleri Ataşesi (Müftü) vaaz veriyordu;

“Güzel elbise giymekle Bayram olmaz şayet içinde bir ay boyunca dini yaşamadıysan“ araya biraz değişik cümleler katıyor tekrar “… Bundan dolayı güzel ve yeni takım elbise giymekle bayram olmazzz…” konuşmasına devam ediyor. Ben o arada hoca efendinin yakınına geçmiş üçüncü safta yer bulup oturmuşum. Göz göze gelebilecek mesafedeyiz. Yanıma yorama bakıyorum hakikaten takım elbise giyen çok kişi de yok. Tam önümdeki minberin yanında sırtını duvara dayamış yüzünü cemaate doğru dönmüş bir ayağını rahatsızlığından dolayı uzatmış amcamın oğlu Öner abi vardı. Göz göze gelip selamlaştık.

Bir süre önce Hollanda’dan çocukluk arkadaşım Köksal tarafından referans edilen kıymetli bir hoca efendiydi kürsüde konuşan Ataşe hocamız. Vaazına devam ediyor, o aslında İslamın içten yürekten yaşanabileceğini, dış görünüşün çok da önemli olmadığını anlatıyor. Ancak bu konunun ne yeri ne de zamanıydı. Yanlış bir konu seçilmişti Bayram namazı öncesi vaazda. Çünkü bizim kültürümüzde bayram geleneklerimiz önemli bir yer tutar. Normal günlerden farklı olması gereken bir dini Bayramdan bahsediyoruz. Bir ay boyunca oruç tutmuşsun, onun bayramını yapacaksın. Her yerde tatil var Bayram havası esmesi lazım. Yabancı bir ülkede dışarıda, sokakta caddede göremeyeceğin bayram havasını Türklerin, müslümanların bir araya geldiğinde görmemiz hatta o havayı yaşamamız gereken bir ortamdayız. Kaldı ki çeşitli nedenlerden dolayı orucunu tutmamış olsan da…. Bundan dolayı bu konunun ne yeri ne de zamanıydı. Fakat hoca efendi dozunu artırarak devam ediyor vaazına

“Takım elbise giymekle ve kravat takmakla da Bayram yaşanmaz…”  diyor.

Geçtim takım elbisesini, çevreme bakınıyorum benden başka kravat takan da yok. Hoca efendi dahil. Bir süre huzursuz oluyorum, tepki mahiyetinde acaba sesimi çıkarsam mı diye de içimden geçirirken, saygısızlık olacak, vazgeç diye düşünürken, hoca efendinin gözlerinin içine bakarak “Yeter yahu değişirtir konuyu” dercesine işaret çakıyorum. O normal konusuna devam ederken son defa söylemiş oldu ve konuyu değiştirdi. Fakat benim kafama takıldı. Çünkü bugüne kadar hocaların vaazlarda duyduğumuzun tersini bugünkü bayram namazı öncesi kürsüden, hem de bizde referansı oldukça iyi olan bir hoca efendi tarafından duymuş olmam bana bir an şok yaşattı. Halen bu şokun etkisinden kurtulmuş değilim.

Az sonra hemen kürsünün dibinden çok değer verdiğim bir ağabeyim elinde telefonu ile kalktı Facebook’tan canlı yayın açtı, çekim yapıyor. Hüseyin Çelikyürek’de takım elbise giymiş her zamanki şıklığı ile de kravatını takmıştı.

Ehh yalnız değildim, az da olsa ferahladım. Epey oturdum, konuda değiştiğine göre biraz olsun oturma pozisyonumu değiştirmek için hafifçe yükselip sağa sola, hatta bir de arkaya dönüp bakmak istedim. Oldukça kalabalık olan cemaatin içinde hoca efendinin sözlerinden  huzursuz olabilecek takım elbise giymiş, kravat takmış iki kişi daha gözüme çarptı. Şükrü Koç ve Evsel Bilican. Hatta Evsel Bilican kırmızı kravatının üzerinde ay yıldız taşıyan bayrağımızı sembölü bir kravat takmıştı.

Peki ya cemaatin diğerleri ise normal bir günde hafta sonu çarşıda, pazarda, sokakta, caddede veya kahvede giyim tarzı ile gördüğümüz insanlar topluluğu idi. Çok az sayıda takım elbise giymişti insanlarımız. Sanki Bayram havası pek yoktu. Halbuki bu insanlarımızın evlerinde gardroplarında her birinin birer takım elbisesi vardı. Dini ve milli bayramlar gibi böylesine önemli günlerde o elbiselerini giymeyecekler de ne zaman giyeceklerdi ki? Hoca efendi uzun yıllar yurtdışında bulunmuş, bir çok ailenin evine misafir olmuş bu durumu benden çok daha iyi bilen birisiydi. Vaazında teşvik olması için takım elbise giyip kravat takınabileceğini ve özellikle de temiz olmamız gerektiğini ve temizliğin imandan geldiğini vaaz konusu etmesi gerekmez miydi?

Bayram namazı saati yaklaştı, yan taraftan kapı açıldı, caminin imamı beyaz cübbesi ile camiye girdi. Minbere doğru yöneldi. Oturdu. Bugün Bayramdı ama hoca efendi de kravat takmamıştı.

Anlaşıldı bizim bayramlar eskide kalmıştı. Bayram geldi, tatil yerlerine akın başlamıştı Türkiye’de… Bayram tatili ile normal tatil bir birine karışmıştı artık. Zaten arkadan gelen nesilde Bayramları, dini siyasete alet edilen bir araç olarak yaşayarak yetiştiği için çok da önemli değildi bu Bayram. Siyasete alet edilen din nasıl da dejenere olmaya başlamıştı ? En bariz örneğini günümüzde yaşıyoruz işte!!!

Bayramınız Mübarek Olsun !!!

 

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here