Çünkü Kaderdaşız Biz!

0

Türkiye’nin herhangi bir şehrinde sabahtan akşama kadar çalışan devlet memurunun Astana’da veya Taşkent’te yahut Bakü’de çalışan meslektaşlarından hiç bir farkı yoktur.

Farkettiyseniz, ülkelerin sınırları ve bayraklarının rengi farklı olsa bile, bu farklı ülkelerde ekmek kavgasını veren taksi şöförlerinin, işçilerin, öğretmenlerin, doktorların, hosteslerin davranış ve jestlerinde ilginç benzerlik görürsünüz.

Daha da ilginci, tıpkı sizin gibi, birileri, uçaktan her indiğinde kimi otobüsle, kimi taksiyle, kimi de metroyla evine kadar çabucak ve en önemlisi dolandırılmadan ulaşmak ister…

Tıpkı sizin gibi hastalandığında canını güvenilir doktora emanet etmek ister…

İmkanları dahilinde çocuğunu verdiği okulda öğretmeninin birikimli ve canayakın olmasını ister.

İster Astana, ister Ankara, ister Taşkent, ister Bakü hiç farketmez, herkes sabah işe giderken güven ve gönül rahatlığıyla evden ayrılmak ve akşam döndüğünde evine birazcık mutluluk getirmek ister. Bu mutluluğun adı bazen bir ekmektir, bazen bir pastadır, bazen de 2 kilo kırmızı et ya da bankamatikten çekitiği maaştır. Ya da bir umut! Gelecek için.

Pasaportlarımız farklı olsa bile, kaderimizde şaşırtıcı benzerlik var bizim.

Yüz hatlarımız veya boyumuz yahut cinsimiz farklı olsa bile, kaderimiz aynıdır bizim.

Kaderdaşız biz.

***

Sizi bilmem, ama, beni en çok annelerimizde görülen o kutsi benzerlik şaşırtmıştır hep; her sabah çocuğuna kahvaltıyı biraz aceleci ama itinayla hazırlaması, okula göndermesi ve okuldan dönünceye kadar evladını dörtgözle beklemesi, çocuğu hastalanıp sıhhatine kavuşuncaya kadar anasının bin kez ölerek, bin kez tekrar dirilmesi, oğlunu askere o içine içine çektiği gözyaşlarıyla göndermesi ve dönünce  oğlunun kokusunu aldıktan sonra sevinçten o çektiği gözyaşlarını boşalta boşalta ağlaması her defasında yeniden doğuruyor beni.

Ve o kara haber gelince, analarımızla biz de yıkılır, “Vatan sağ olsun!” demekle, yeniden ayağa kalkarız!

Çünkü, kaderdaşız biz.

***

Ya babalarımız?

Babalarımız da aynı bizim…

Ah, bizim babalarımız!

Karabağ’da, Altay’da, Anadolu’da, Türkmenelin’de gördüğüm tüm babalar hep aynıydı: bir kaya gibi güçlü, gururlu ve sabırlı!

Kaderdaşlardı onlar!

***

Şuan Türkiye’mizin gündeminde 24 Haziran’da yapılacak seçim var.

Her Türk vatandaşı Türkiye’nin daha güçlü, daha kuvvetli olması için oyunu kullanarak vatandaşlık seçimini yapacak!

Ve Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Azerbaycan’da, Özbekistan’da, Türkmenistan’da ve tüm Türk Dünyası’nda Türkiye’nin her kardeşi ve dostu daha güçlü bir Türkiye için dilek tutacak.

Türkiye’mizin dostunu dost, düşmanını düşman bilecek!

Nursultan Nazarbayev gibi “Türkiye’nin Düşmanı Bizim De Düşmanımız” diyecek!

Niye?

Çünkü, kaderdaşız, kardeşiz biz.

 

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here