Siz hala Zorunlu Deprem Sigortası için zorunluluk hissetmiyor musunuz?

0

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) 3 Haziran 2018 verilerine göre Türkiye, topraklarının yüzde 98’i aktif ve farklı deprem kuşakları üzerinde yer alan bir deprem ülkesi olmasına rağmen konutların sadece % 47.9’u sigortalı.

Deprem Riski Haritası

Zorunlu Deprem Sigortası uygulaması, 17 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen Marmara depreminin ardından, depremlerin konutlarda yarattığı maddi zararları teminat altına almak için oluşturulan bir sigorta ürünüdür.

Zorunlu Deprem Sigortası teminatı vermek üzere 2000 yılında kurulan DASK ise konutları teminat altına alarak, herhangi bir hasar durumunda tazminatı karşılıyor.

Zorunlu Deprem Sigortası uygulamasında hangi yapı tarzları bulunur?

Marmara Depremi-17 Ağustos 1999

Belediye sınırları içinde kalan meskenler için geliştirilmiş bir sigorta sistemi olan Zorunlu Deprem Sigortası şu yapılarda uygulanabiliyor:

Çelik, Betonarme Karkas: Dış ve iç duvarlarıyla tavan ve tabanı beton, taş, tuğla veya briket gibi yanmaz malzeme ile yapılmış çelik veya betonarme taşıyıcı karkas ( kolon ve kirişler ) bulunan yapılar ile çatısı çelik konstrüksiyonlu yapılar,

Yığma Kâgir: Karkas olmayan ve taşıyıcı duvarları moloz taş, kesme taş, tuğla veya boşluklu, boşluksuz beton briket gibi malzemeden yapılan; döşeme, merdiven ve tavanları beton veya betonarme olan yapılar ile bu yapılar dışında kalan kerpiç, ahşap vb. yapılar uygulama kapsamında yer alıyor.

‘Zorunlu Deprem Sigortası’ nasıl yapılır?

Evlerinin ve ailelerinin geleceğini güvence altına almak isteyen konut sahipleri, en yakın sigorta acentesine veya banka şubesine giderek konut ve kimlik bilgilerini beyan edip sigortalarını yaptırabiliyor.

Yıllık olarak düzenlenen poliçelerin prim tutarları konutun yapı tarzına, brüt yüz ölçümüne ve bulunduğu bölgenin deprem riski derecesine göre hesaplanıyor. DASK, prim tutarını tüm vatandaşların karşılayabileceği seviyede tutmaya özen gösteriyor.

Poliçesini her yıl yenileyen poliçe sahipleri yenileme indiriminden faydalanıyor. İnşaat ruhsatı tarihine göre ikinci bir indirim de uygulanıyor. Bunların yanı sıra bina/site yönetimi tarafından binadaki/sitedeki konutların tamamının sigortalanması durumunda ayrıca bir indirim daha uygulanıyor. Bu indirimlerden aynı anda yararlanmak ta mümkün oluyor.

Poliçe sahibi, konutu depremde hasar gördüğünde ilk olarak ALO DASK 125 Çağrı Merkezi’ne başvurur. Yetkiliye, poliçe veya vatandaşlık numarası, depremden hasar gören konutun açık adresi ve telefon numarasının verilmesi hasar takip dosyasının açılması için yeterli oluyor.

Sigortalının hasar başvurusunun ardından DASK Hasar Tespit Görevlisi sigortalı konutları ziyaret ediyor ve uygun olan en kısa sürede hasar tespiti yapılarak tazminat tutarı belirleniyor. Tazminat tutarı, DASK tarafından en kısa zamanda tapuda adı geçen hak sahibinin adına en yakın banka şubesine gönderiliyor.

Böylece Zorunlu Deprem Sigortası sahipleri, depremin evlerine verdiği maddi zararı hızlı ve kolayca giderme olanağını yakalıyor ve bu ‘hayati’ olanak ile hayatın kısa sürede kaldığı yerden devam edebilmesini mümkün kılıyor.

Sigorta yaptırmak zorunlu mu?

Adı üstünde ‘Zorunlu Deprem Sigortası’ ama ülkemizde deprem sigortası yaptırmak tam olarak zorunlu değil. Türkiye’de 2000 yılında konutları teminat almak üzere Zorunlu Deprem Sigortası için kurulan DASK herhangi bir hasar durumunda tazminatı karşılasa da deprem sigortası yaptırmamanın şimdilik herhangi bir yaptırımı bulunmuyor.

Sigorta yaptırmazsanız ne olur?

Sigorta tam zorunlu olmamakla birlikte belli durumlarda kurumlar sizden sigorta poliçenizi talep edebiliyorlar. Mesela alım-satım işlemleri, su, elektrik, doğalgaz abonelikleri poliçeniz yoksa başlatılmıyor. Konuta yönelik olarak bu tarz abonelik işlemleri için tarihi geçmemiş poliçe zorunlu tutuluyor.

Topraklarının yüzde 98’i aktif deprem kuşakları üzerinde yer alan bir deprem ülkesi olan Türkiye’de, konutların sadece % 47.9’unun sigortalı olması sigortanın adı gibi zorunlu olmadığını gösteriyor.

Marmara Depremi-17 Ağustos 1999

Büyük can ve mal kaybıyla sonuçlanan 1999 yılındaki 17 Ağustos Marmara ve 12 Kasım Düzce depremlerinin acı hatıraları hala belleklerimizdeyken, düzenli ve sürekli zorunlu deprem sigortası yaptıranların oranının çok düşük olduğu görülüyor.

Düzenli, süreklilik arz edecek şekilde deprem sigortası yaptırılması ve bunun tüm ülkeyi kapsayacak seviyeye çıkarılması amacıyla düzenlemeler yapılmasının, zorunlu deprem sigortalılık oranını daha üst seviyelere çıkarmak maksadıyla; otomatik sigortalama ve prim tahsilatının yapılması için mekanizma tesis edilmesi gibi hususların en kısa sürede hayata geçirilmesi büyük önem arz ediyor.

Yorum Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here